Erol Eren, Seslendirmen, Dublajci, Voice Over

resim eroleren_logo_sari

Voiceover artist

Merhaba !

 

Blogumdan herkese merhaba. Blogumda elimden geldigi kadar sizlerle paylaımlarda bulunacagım. Yorumlarınızı bırakarak benimle etkileim halinde olabilirsiniz.

Ferdi Tayfurdan Seslendirme Sanatı

By guest, May 31 2014 06:08PM

"Türkçe’ye çevrilmek üzere seçilmiş olan film, evvelâ asıl lisan ile, baştan aşağıya kadar ses mühendisi, rejisör, mütercim, dekupör ve ses verecek olan bütün Türk artistleri tarafından seyredilir. Bundan sonra roller dağıtılır, herkes konuşacağı adamın bu filmdeki tipini, karakterini, ehemmiyetini ve vazifesini, filmi önceden seyretmiş olduğu için, bilir. Roller de dağıtıldıktan sonra, film, ses mühendisi ve dekupör tarafından sahne sahne parçalanır. Bu parçaların her birinin iki ucu birbirine yapıştırılarak bir daire haline getirilir ve projeksiyon makinesine, ses mühendisinin tasvibine göre herhangi bir sahne takılır. Stüdyonun projeksiyon salonu aynı zamanda ses alma dairesidir. Beyaz perdenin 6 adım kadar önünde 3 tane mikrofon ve bunların da önünde o oynayan sahnede işi olan artistler dizilidir. Artistler söyleyecekleri lakırdıları orada hususî masası başında daima hazır bulunan dublaj rejisöründen alırlar, ezberler ve hazır olduklarını ses mühendisine haber verirler. Derhal ortalık karanlık olur ve ekranda muayyen bir sahne mütemadiyen geçer. Yani başlar biter ve hiç durmadan yine başlar.


Çünkü dediğimiz gibi bu kurdelenin iki ucu birbirine yapıştırılmıştır. Parça evvelâ sesli geçer, artistler son defa olarak sesin tonunu ve karakterini işitirler, sonra ses kesilir. Şimdi parça sessiz oynar. Bu parça oynadığı müddetçe artistler ezberlemiş oldukları lafları oynayanların ağız ve vücut hareketlerine aynen tatbik etmeye çalışırlar. İşte esasen güç taraf da budur. Mamafih biraz melekesi [yeteneği] olan bunu da kolayca becerebilir. Ağız hareketi ile, konuşulan cümle tam uydu mu; ki bunu ses mühendisi "ton box" denilen her tarafı camlı bir odadan kontrol eder; bir zil çalar. Dikkat zili! Bu zilden sonra artık bütün salonda film lakırdılarından başka hiçbir ses kalmaz. Çünkü mikrofonlar açılmıştır ve çıt olsa kaydederler. Bu müddet zarfında artistler mütemadiyen lafları tekrar ederler ve o film parçası da boyuna geçer; ta iki zil üst üste çalınıncaya kadar... Oldu zili! Derhal salon aydınlanır. Şimdi bir taraftan operatör müteakîp parçayı takmakla, diğer taraftan rejisör artistlere yeni diyaloglarını yazdırmakla ve bir taraftan da ses mühendisi ikinci salonda bulunan ve "register box" denilen ses şeridi kayıt odasına telefonla yeni sıra numarasını vermekle meşguldürler. İşte bu iş böylece baştan başlar, yalnız şu farkla ki her seferinde yeni bir sahnenin sesi Türkçeleştirilmiş olur". (Foto Magazin, C.I, S.1, Haziran 1938, s.23-24).

Add a comment
* Required
RSS Feed

Web feed

eroleren

BLOG

elogo1